ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM

Geri git   ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM > Genel Kültür > Milli Kültür > Milli Değerler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-15-2008, 10:01 PM   #1
Mana Eri
Katılımcı üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 30
Mana Eri is on a distinguished road
Standart Öz Türk Diline İlişkin

Sevgili şiir kültür sanat sitesi üyeleri;

Sizlere bir konuda kendi kişisel gözlemlerimden edindiğim bazı ilginç konuları anlatacağım. Lütfen yavaş yavaş ve anlayarak okumaya çaba gösterirseniz, beni en üst seviyede anlayacağınızı düşünüyorum...

Sevgili canlar, bilirsiniz ki her kişi bir öz(ruh) taşır ve o özün(ruhun) sözü olarak yerde bedenlenir. O öz sözcüğü Kuran-ı Kerim'de Ademe'e ruhumdan üfledim, isimleri öğrettim ayetlerinin işaret ettiği anlamla sabittir. Kuran yine belirtir ki; bu öz kişinin kimliğidir. Kişi bu kimliğini bulmak için derviş olur, fikri neyse zikri o olur, aşık olur leylasının peşinden gider. O içinde yatan özünü dosdoğru kaldırmak için tonla başın eğip kaldırır ve Allah izin vermişse olgun-kamil insan olarak sistemdeki yerini alır. Bu kişinin kendi arınmasını anlatır.

Şimdi gelelim esas konumuza, her kişinin özünün biçimlendirdiği bir kimliğinin olması gibi her ulusun da bir özü ve o özün yolunu biçimlendirdiği bir kimliği bulunmaktadır. Özün bedene bürünmüş hali eğer söz ise, bir ulusun özünün söz hali nedir öyleyse? Yine Kuran'daki "biz her birinize bir yol-yöntem belirledik" ayeti gereğince düşünürsek bir ulusun kimliğinin örfü ve kültürü olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz. Kilit konu ise bu örf ve kültürün doğrusunun nasıl elde edileceği konusudur. İşte derin düşünen ilim sahibi insanlar bu konunun özünün öz dil olduğunu kolaylıkla anlarlar. Çünkü bir ulusun yolunu(şeriat) taşıyan binek; o ulusun bozulmamış dilidir. Kadim dönemlerde çizilmiş olan ulus yolları(oruk) dillere bir bilgisayar programı gibi yüklenmiştir. Özlerini korumak isteyen uluslar öz dillerini de korumalıdırlar.

Bu sonucu nasıl vardınız derseniz, Kuran ilmi sayesinde derim. Peki bunu bizler nasıl doğrulayabiliriz derseniz bir kaç örnekle hemen delillendirmesini yapabiliriz. İlk delillendirmemiz Osmanlı'dan olacak. Osmanlı İmparatorluğu'nda halkın konuşmuş olduğu Türk dilinin bozuluşu, İslam dininin özünün alınıp Türk örf ve adeti ile bütünleştirilmesi yerine, İslam'ın Arap örf ve kültürü üzerine getirmiş olduğu uygulamalar olduğu gibi alınmış ve bu alımlar ne yazıktır ki İslam'ın özünün Türk dilinde karşılığının olmadığı gibi bir kandırmacayla yapılmıştır. Kısacası Türk dili Arap diline ve ardından Fars diline teslim edilmiştir. Öz dilinden yoksun kalan uluslar, tarih sahnesinden de yok olurlar. Nitekim Osmanlı da belirli bir döneme kadar, öz türk dili ile yaşamış ancak bir süre sonra Arapça ve Farsça ile yaşamaya başlamıştır. İşte bu nedence ile Osmanlı bir duraklama ve ardından gerileme sürecine girmiş, en sonunda da çökmüştür.

Evrenlerin sahibi Allah bu ulusu evvelden beri sevmiştir ve çöküşe uğrayan sevdiği ulusuna acımış, üstün ve olgun bir kişilik olan Atatürk'ü yol gösterici olarak sunmuştur. Onun emrine giren tüm askerler, Hakk(Gerçek) için şehit olmuşlar ve ardından bu ulus fiziksel bozgundan kurtulmuştur. Ancak iş bununla bitmemiştir. Araplaşmış ve farslaşmış özümüzün de gerçek özümüze yani ata özümüz olan Türklüğe dönmesi gerekmiştir. Öyle ki iddialara göre bu ulus Hz. Nuh'un ayrı kılınan değerli oğlu olan Yafes soyundan gelme Turanidirler. Kuran'dan delilen yeryüzünün adalet için Hakk adına saf saf duran ordusudur onun soyu... Atatürk yeryüzünün her köşesine araştırmacılar göndermiş ve bu üstü bencillikle(nankörlük) ve daha sonraki asırlarda cehaletle örtülen Türk'ün özünü ayağa kaldırmıştır. İşte bu gerçek namazdır. Salat-ı İkame(Dosdoğru kaldır). İçimizde yatan o özün ayağa kaldırılmasıdır. O değerli ulus bağışlanmış ve özleri geri verilmiştir. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nda ve İstiklal Savaşı'nda Hakk için Hakk adına savaşarak tonlarca kanla bedelini ödemiştir. Bedeli ödenen kökümüz, hak özümüz bize iade edilmiştir. Ardından Atatürk ulusun özüne kavuşması için bir nedence kılınmıştır. Dilimiz araştırılmış, kök sözcükler ortaya çıkarılmış, dil kurumu ile dil eski haline getirilmiştir. Ancak şimdi görüyoruz ki aradan geçen çeyrek asırdan fazla yıl sonra Türk dili tekrar kirlenmeye başlamış, bir taraftan eski düşmanları Arapça, Farsça ve diğer yanda yeni düşmanları İngilizce ve diğer batı dili sözcükleri ile kirlenmeye başlamıştır. İşte bu kirlenmenin sonucu olarak özümüzü taşıyan öz dilimiz de örtülmüş(nankörlük) sonunda ülkenin durumu bitkin yıkık bir duruma dönüşmeye başlamıştır. Şimdi sizlere bu yıkımın sonuçlarını anlatmayacağım, çünkü her dakika gerçekleri ister siyasette, ister eğitimde, ister ekonomide görüyorsunuz.

Peki niçin bu ulusun özü yabancı sözcükler girdiğinde kirleniyor ve özümüzü unutuyoruz. Şimdi size bunu bir kaç örnekle açıklamaya çalışacağım.

Düşünün ki yeni ilkokula başlamış bir öğrenci aşağıdaki tümce ile karşılaşıyor.

Askerin muharebe meydanındaki debelenmesi, beyhude dahil olduğu eza ve cefa, bir kadırganın ummandaki seyri seferinde anafora yakalanıp beyhude debelenmesi gibidir.

Şimdi bu sözcükleri duyacak bir ilkokul çocuğu hiç bir şey anlamayacaktır. Çünkü tümceyi oluşturan sözcüklerin hiç biri kök isim ya da eylem olarak halk dilinden öğrendiklerine benzememektedir. Şimdi bu tümceyi Öz Türkçe'ye yakın sözcüklerle yeniden biçimlendirelim...

Erin savaş alanındaki çırpınışı, boşuna içine girdiği üzgü ve eziyet; bir geminin okyanustaki yolculuğunda, deniz çevrintisine yakalanıp boşuna çırpınması gibidir.

Bakınız buradaki üzgü, deniz çevrintisi gibi sözcükleri normal dilde kullanmasak bile ne olduğunu kolayca anlayabilmekteyiz. Anafor sözcüğünü ilk kez duyan çocuk, bu sözcüğün neyi anlattığını, öğretmeni bir görüntü ya da resim ile göstermedikçe anlayamayacak, analar ile ilgili bir kavram gibi algılayabilecek hatta deniz anası olarak bile hayal edecektir. Ancak anafor sözcüğü yerine "çevrinti" sözcüğünü kullandığımızda okyanusta ne çevrintisi olabilir diye hemen hayallerini dönen, çevreleyen, yuvarlak bir şey olarak biçimlendirecektir. İşte bunun gibi öz dille anlatılan olgular(olan şeyler) çocukların hem özlerini unutmamalarını sağlayacak hem de duyduklarını çok hızlı bir biçimde kavramalarını sağlayacaklardır. Öz dilini unutmayan çocuk, kullandığı sözcükleri irdelediğinde sözcüklerin kök hallerinin nereden geldiğini algılayacaktır. O kök sözcükler bizim öz dilimizde çoğunlukla güzel isimlerden(esma-ül hüsna) oluşmaktadır. Hatta prototürk(ön türk, hunlar öncesi orta asya) dillerinde her bir güzel isim(esma-ül hüsna) bir tamgaya(harf) denk gelmektedir. Bizim özümüz hakkı taşımaktadır. Yollarını kaybedip Allah'a bencil(nankör) olmak istemeyen uluslar öz dillerini asla kaybetmemelidirler. Biz O'ndan birer sözüz. Ondan olan ruh(öz)un bedenlenmiş durumu olan sözüz. Örneğin Hz. İsa da Allah'tan bir emirdir(Duhan 5), bedenlenmiş haliyle bir özdür, ve daha doğuştan konuşmaya başlamıştır niçin? Çünkü daha doğuştan itibaren ruhu(özü) kalkık(salat-ı ikame edilmiş) bir durumdadır. Bunu da "Biz İsa'yı Kutsal Ruh(öz) ile destekledik(Maide 110)" ayeti ile bildirmiştir. İnsanların doğuştan itibaren özleri yatık, örtük haldedir, her insanın bu özü salat-ı ikame ederek(şekilsel yolu namaz) kaldırması gerekmektedir. Böylece kişinin gerçek kimliği ortaya çıkacaktır. Bunun yanında ulus kimliği de ortak olus özünün ayağa kaldırılması ile ortaya çıkar. Buna da ulusal birlik ruhu(özü) denir. Bizim için ulusal özümüz 16 devletin özeti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı tarafından simgelenmiştir, İstiklal Marşımızda söze bürünmüş ve Atatürk'ün Gençliğe Söylevi'nde salat-ı ikame(namaz) türü olarak gençliğin Türklük ruhunun ayağa kaldırılması şeklinde şekillendirilmiştir. Salat-ı İkame denen olgu bir tohumdur ve o tohumun ağaç hali binlerce meyve(kimlik türlerinin tamamını açığa çıkarmak ki kişi kişisel kimliğini namazla ortaya çıkarır) demektir. Bir fizik öğrencisi için kuantum mekaniği için araştırmalar yapmak bir salat-ı ikame türü olabilecekken, bir asker için tanıklık(şehitlik) uğrunda savaşmak salat-ı ikame olabilecektir. Salat-ı ikamenin sonunda illaki Allah'tan bir emir olan özümüzle bir olup rabbimize tanık olmak yatmaktadır. Her kim kimin fikriyle zikrediyor yani hareket ediyorsa o fikrin sahibi onun rabbidir. Kişioğlu "bir ben var benden içeri" deyip gönlünden içerideki özüne secde etmeli ve onu rabbi olarak bellemelidir. Bunu yapmayan insanlar bilsinler ki ortak koşmaktadırlar.

İşte bu nedenceyle sizlere açıklamalarda bulunduktan sonra değerlerimiz bölümünde türkün özü hakkında size ve özellikle gençlerin anlayacağı dilde çalışmalar sunmaya çalışacağım...

Sevgiler...

Sorgu


Konu Mana Eri tarafından (01-15-2008 Saat 10:35 PM ) değiştirilmiştir..
Mana Eri isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-15-2008, 10:22 PM   #2
Ozanilo
Senior Member
 
Ozanilo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3.491
Ozanilo is on a distinguished road
Standart

Sevgili kardeşim,
Bu güzel ve anlamlı yazınızı bizlerle paylaştığınız için sonsuz teşekkürlerimi kabul buyurun.
Daha nice yararlı çalışmalarınızı okuma dileği ve kalbî muhabbetle.
Ozanilo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2009, 01:20 PM   #3
AlpEren
Asl Üye
 
AlpEren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 273
AlpEren is on a distinguished road
Standart

çok güzel Allah razı olsun .
__________________

Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok,ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?..
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!..
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? ..
Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!..
Omuzlarımıza el verecek ve göz yaşlarımızı silecek bir bakış!..
Şehid Şeyh Ahmet Yasin K.S
AlpEren isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2009, 05:38 PM   #4
Rumeysa Erdoğan
Ozan
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.197
Rumeysa Erdoğan is on a distinguished road
Standart

Çok güzel örneklerle aydınlatılmış bir konu.
Emeğinize yüreğinize sağlık.
__________________
'' Yunusca Sevgimizi anlamayanlara , Yavuzca saldırırız ... ''
Rumeysa Erdoğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2009, 05:57 PM   #5
rukiye
Ozan
 
rukiye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 4.773
rukiye is on a distinguished road
Standart

İşte bu nedenceyle sizlere açıklamalarda bulunduktan sonra değerlerimiz bölümünde türkün özü hakkında size ve özellikle gençlerin anlayacağı dilde çalışmalar sunmaya çalışacağım...



İnşaAllah Efendim İnşaAllah
Bizde Can-ı Gönülden Destekleyeceğiz İnş.
Paylaşım İçin Çok Teşekkürler
Sağlıcakla İnş.
rukiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2009, 06:03 PM   #6
Huntürkî
Ozan
 
Huntürkî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara / Bağcılar
Mesajlar: 3.045
Huntürkî is on a distinguished road
Standart

Çok güzel bir paylaşım..
Emeğinize, yüreğinize sağlık..
__________________
Selam ve Saygılarımla



İlim, ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır ?

Yûnus Emre

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN,ÜSTÜNDEKİ KANDIR !TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR !
SÖZ VATANSA,GERİSİ TEFERRUATTIR !
Huntürkî isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:56 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Çeviri : ADMIN
© Ozan İlo Tc. Şiir, Kültür ve Sanât