ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM

Geri git   ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM > Genel Kültür > Milli Kültür > Milli Değerler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-11-2011, 11:45 AM   #1
Fahrettin
Paylaşımcı Üye
 
Fahrettin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 62
Fahrettin is on a distinguished road
Standart Dâvâ Adamı!

DÂVÂ ADAMI


İnanmış insanın, her şart, zaman ve mekânda Hakk’(c.c.)la birlikte olduğunu ve olması gerektiğini bilmesinde ve bu doğrultuda hareket etmesinde büyük faydalar vardır.

Kişilerin vefâsızlıklarına kızıp, dâvâya küsmek, cehâletin tescilinden başka bir şey değildir. Çünkü dâvâ, kızılan kişilerle kâim olmayıp, genele taalluk eden, muvaffakiyeti ve sonrasında ilânihaye devam edecek olan hakikâtli ve kutlu bir gerçektir.

Dâvâ adamı dâvâsını önce tevilsiz ve tavizsiz kendi öz nefsinde yaşamak zorundadır. Daha sonra aşama aşama ailesine, çevresine, topluma, millete ve bütün insanlığa kabul ettirmek için çalışmakla mükelleftir. Bunu idrâk edemeyenler sele kapılmış karınca mesabesindedirler ki, tutunacak bir çöp bulmak için bir o yana bir bu yana yalpa yaparlar ve en sonunda o selin içinde KAYBOLUP giderler . .

İyi bilmek lazımdır ki ; Kendinde olmayan başkasına bir şey veremez. Atalarımız; ‘Yarım doktor hastayı candan, yarım alim adamı imândan eder.’ Demişlerdir ki özellikle dikkât edilmesi gereken bir durumdur. Sonra kaş yapacağız derken göz çıkarmayalım.

Şahsi husumetler, dâvâya zarar verir. Samimi dâvâ adamı şahsi meselelerini dâvâ meselesi gibi gösterme gâfletine düşmez. Aksini yapanlar dâvâ adamı değil ancak, kendi şahsi dâvâlarının adamı olabilirler.

Unutulmamalıdır ki; Dâvâ arkadaşları arasındaki küskünlük ve dargınlıklar onların şahsiyetlerinden çok daha fazla dâvâya zarar verir. Zaten dînimizde, mü’minlerin birbirlerine küskünlüklerini hoş karşılamamaktadır. Üç günden fazla süren küskünlük Müslümâna yakışan bir hâl değildir.

Dâvâ adamı, her şeyden önce nefsini terbiye etme gayreti içinde bulunmalı, olur olmaz şeylerde nefsine uymamalı, itidâl içinde hareket etmeli, yaşayışıyla çevresine örnek ve önder olmalıdır. Gereksiz söz ve davranışlardan sakınmalı, dâvâsına ve kendisine faydalı işlerle iştigal etmelidir. Gâflet, delâlet ve cehâletten uzak durmalıdır. Okumalı, araştırmalı, anlamalı,
Anladıklarınıda çevresindeki insanlara anlatmalı onlarında bilgi sahibi olmaları için gayret göstermeli.

Dâvâ adamı; Kendisini küfre düşürecek davranışları akâid kitaplarından okuyup, öğrenmeli ve onları bir dîn görevlisi kadar ve hatta ondan da iyi bilmeli, her işinde ALLAH’ın(c.c.) rızasını gözetmelidir.

Dâvâ adamı; Kendisini iyi ve yüksek, başkalarını küçük ve hakir görmemelidir.Üstünlüğün ancak takva’da olduğunu bilmeli tevazudan ayrılmamalıdır. İnsan kendini yüksek ve iyi görmeyle, yüksek ya da iyi olmaz! İnsan alçaldıkça yükselir!

Dâvâ adamı; Her şart ve zamanda verdiği sözünde durmalı, emanete sâdık olmalı ve sır saklamayı bilmelidir. Münâfıklığın âlameti üçtür. 1. Söz verir, sözünde durmaz. 2. Konuşur, yalan konuşur. 3. Emânete hiyânet eder! Allah (c.c.), bizleri bu kötü duruma düşmekten koruyup, muhafaza buyursun İnşaAllah.

Dâvâ adamı; Diğer kardeşleriyle yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Zor duruma düşen kardeşlerine her hâl ve şartta destek olmaya çalışmalıdır. Kimin, ne zaman ne duruma düşeceği belli olmayacağı gerçeğini müdrik olup, sıkıntıda olan kardeşlerimizi kendi hâllerine bırakmayalım.

İmânın başı sabırdır. Öyleyse dâvâ adamı da sabırlı olmalıdır. Peygamber (s.a.v) Efendimiz; ‘Ey ümmetim imân iki parçadır, bir parçası sâbır, bir parçası da şükürdür’ buyurmuştur. Bu hakikâtin ışığında, itidâli elden bırakmadan, olaylara hemen hislerimizle değil, sâbrederek, akılcı düşünerek müdâhil olmalıyız. Hem acelenin Şeytândan olduğu gerçeğide hepimizin malûmudur. Acı bir söze sabredemeyen kimsenin, nice acı sözler işiteceği malumdur. Bilelim ki sâbır, mutlaka zaferi getirir Sâbır, Cenâb-ı Hakk’(c.c.)ın sıfatıdır.

Dâvâ adamı; Belâ ve musibetlerle karşılaştığı zaman ümitsizliğe düşmez. Yalnızca ALLAH’a (c.c) güvenir. O’(c.c.)ndan yardım diler.

Dâvâ adamı; Zaaflarını izale etme gayreti içinde olur. Küçükte olsa bir zaafı varsa onu çevresine belli etmemelidir.

Dâvâ adamı; Çok okumalı, iyi ile kötüyü ayırt etmesini bilmelidir. İlim meclislerinden ayrı durmamalıdır. Alim insanları arayıp bulmalı, onlarla oturup, kalkmalı, onlarla hemhâl olmalı, onların bilgi ve tecrübelerinden lebaleb dolmalıdır.

Dâvâ adamı için en büyük örnek ALLAH’ın (c.c) Sevgili Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizdir. O’nun ahlakıyla ahlâklanmaya çalışan gerçek dâvâ adamı olur.

Dâvâ adamı; Diğer kardeşlerini arayıp sormalı, onların dertleriyle dertlenip sevinçleriyle sevinmelidir.

Dâvâ adamı; Kendini zor günlere hazırlamalı, zor günlerin adamı olmayı bilmelidir.

Dâvâ adamı; Hakikât karşısında direnmemeli, haksızlık karşısında susmamalıdır.

‘ Ey imân edenler, ALLAH’a Peygamber’e ve sizden olan idarecilere itaat edin. ALLAH’a ve Ahiret gününe inanıyorsanız, bir konuda ihtilafa düştüğünüzde, onun çözümü için ALLAH’a
Ve Peygamber’e başvurunuz. Bu müracaat hem hayırlıdır, hem de güzel hükümdür.’ (Nisa suresi 59. Ayet) İlâhi buyruğu doğrultusunda dâvâ adamı kendinden olan Emir’e itaat etmeli, ALLAH’(c.c.)ın Rızasına uygun işlerinde ona muhalefet etmemelidir.

Dâvâ adamı; ALLAH’ın (c.c) emirlerini canla, başla yapmalı ve o nispette de yasaklandıklarından kaçmalıdır. Bunu yapabilmesi de, neye ne için inandığını ve neyi ne için reddettiğini bilmekle mümkün olur. İmânın, İslâmın ve Kur’ân’ın hakikâtlerini öğrenmek birinci vazifemiz.

Dâvâ adamı; Herkese iyilikte bulunup, muhtaç olan ihtiyaç sahiplerine durumuna göre, maddi manevî yardım etmelidir. Kendinde yardım edebilme gücü yoksa bile, yardıma müktedir olanları arayıp bulup ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının görülmesine vesile olmalıdır.

Dâvâ adamı; Her şeyden önce ALLAH’ın(c.c) ipine sımsıkı sarılmalıdır. Her konudan önce Allah’(c.c.)ın rızâsı gelmelidir. Her tavır Allah(c.c.) için olmalıdır. Allah’(c.c.)ın hakları aslâ 2. ve 3. sıralara alınamaz. Allah(c.c.), rızasını gözetenleri gözetir!

Dâvâ adamının kalbiyle beraber sözü de doğru olmalıdır. Özü doğru olmayanın, sözü de doğru olmaz! Hâya, utanma duygusu taşımalıdır. Başkalarına eziyet ve yanlışları az olmalıdır.

Dâvâ adamı; Anlayışlı davranıp, yumuşak huylu olmalıdır.

Dâvâ adamı; Lâf taşıyıcılığı yapmaz. Fesadı gerektiren hallerde söz getirip götürerek ikilik çıkmasına sebep olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kul hakkına hususiyetle dikkât etmelidir.

Dâvâ adamı; Sevdiğini ALLAH’ın (c.c) rızasını kazanmak için sevmeli, buğz ettiğine de yine ALLAH’ın(c.c) Rızasını kazanmak için buğz etmelidir, râzı olduklarından da ALLAH (c.c) için râzı olmalıdır. Dostluğunuzu da, düşmânlığınızı da Allah (c.c.) için yaparsanız, her iki hâlde de ibâdet etmiş olursunuz.

Dâvâ adamı; Kibirli, gazaplı, gururlu ve hâset olmamalıdır. Gereksiz düşmânlıktan kaçınmalı, hakkı söylemekten fütûr etmemelidir. Kibir, aynı zamanda Allah’(c.c.)a şirk koşmakla birdir. Kibirli kimse kendisine Allah’ı(c.c.) hâsım almış olur. Akıl sahibi hiçbir kimse bu kötü duruma düşürmez kendisini!

Dâvâ adamı; Geveze, sövücü, lânet edici, yağcı olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Fıkhî konularda kendini yetiştirmeli, Farz-ı ayn ve Farz-ı Kifaye’leri öğrenmeli ve bu öğrendiklerini yaşamalıdır.

Dâvâ adamı; Allah’ın (c.c) kahrından rahmetine sığınmanın , imân, tevhid, taat ve ibâdetle olacağını bilmelidir.

Dâvâ adamı; Haram ve şüpheli şeylerden korkmalı ve onlardan uzak olmalıdır.

Dâvâ adamı; Malını dâvâ yolunda harcamaktan çekinmemelidir. ‘ İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlarıyla Allah yolunda cihâd edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihâd edenleri, mertebece oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vaat etmiştir, ama Allah cihâd edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler mağrifet ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhâmet eder’ (Nisa Sûresi 96. Ayet.) İlâhi emri gereği gücü nisbetinde dâvâsına faydalı olmalıdır.

Dâvâ adamı; Ancak ve yalnız Allah’ı (c.c) tanır ve yalnız O’(c.c.)na kulluk eder.

Dâvâ adamı; İslâma ters olan bütün örf ve âdetlerden uzak olmalı, kezâ çevresindeki insanların kafalarındaki bâtıl fikirleri silmeli ve onlara dînin gerek ve gerçeklerini öğretmelidir.

Dâvâ adamı; Allah (c.c)’ın hükmü üstünde hiçbir hükmü kabul etmemelidir.

Dâvâ adamı; Kimsenin şeref ve haysiyetiyle oynamamalı, kimsenin ırz ve namusuna bakmamalıdır.

Dâvâ adamı; Haram işlenen yerlere gitmemeli, bu neviden dâvetlere iltifât etmemelidir.

Dâvâ adamı; Kendinden büyüklere saygıyı ve küçüklere de hoşgörü ve sevgiyi elden bırakmamalı, onları dâvâsına ısındırmalıdır.

Dâvâ adamı; Ana ve babasına asi olmamalı, her işinde onları râzı etmeye çalışmalıdır.

Dâvâ adamı; Akraba ile ilişkiyi kesmemeli, her fırsatta onları arayıp sormalı, hasta olanlarını ziyaret etmeli, onların dertleriyle ilgilenmelidir.

Dâvâ adamı; Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat yolunda olmalı ve bu yoldan zerre miktarı ayrılmamalıdır.

Dâvâ adamı; Bu dünyanın bir imtihân yeri olduğunu bilmeli, vaktini boşa geçirmemeli, mutlaka hayırlı bir işle iştigâl etmelidir.

Dâvâ adamı; Allah(c.c)’ın nizâmından başka hiçbir nizâmın özleyicisi ve istekçisi olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kötü bir işte ön ayak olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Şahsi menfaatlerini dâvâsının menfaatlerinden üstün tutmamalıdır.

Dâvâ adamı; Vefâkâr olmalı, hâinlik etmemelidir.

Hazreti Mevlâna (K.S.):
‘’ Kardeşinde bir ayıp görüyorsan o ayıp, sendedir de onda görüyorsun. Dünya aynaya benzer Kendini onda görürsün sen. Çünkü inanan, inananın aynasıdır. O ayıbı kendinden gidermeye bak. Çünkü ondan incindiğin zaman, kendinden inciniyorsun demektir. Bir Fil’i su içsin diye bir su kaynağına götürdüler. Fil kendini suda görüyor, başka bir Fil var sanıyor, ürküyordu. Bilmiyordu ki kendisinden ürkmektedir. Zûlüm ediş, kin güdüş, hâset, hırs, insafsızlık, ululuk gibi bütün kötü huylar, sende oldu mu incinmezsin. Fakat bunları bir başkasında gördün mü ürkersin, incinirsin. Bil ki kendinden ürkmektesin, kendinden incinmektesin. İnsan kendi kelliğinden, kendindeki çıbandan iğrenmez; yaralı elini yemeğe sokar, parmağını yalar, gönlüne hiçbir tiksinti gelmez. Fakat bir başkasından küçücük bir çıban yahut azıcık bir yara görse onun yediği yemekten tiksinir, o yemek içine sinmez. İşte kötü huylarda kelliklere, çıbanlara benzer. İnsan bunlar kendisinde oldu mu hiç incinmez; fakat bir başkasında bu huyların pek azını bile görse ondan incinir, tiksinir. Sen ondan ürküyor, kaçıyorsun ya, o da senden ürker, incinirse mazur gör, senin incinişinde onun için bir özürdür; çünkü sen onu görünce inciniyorsun ya o da aynı şeyi görüyor da senden inciniyor ‘’ buyurmuştur. Binaenaleyh; Dâvâ adamı; Başkalarının hâta ve kusurlarını görerek ayıplamalı değil, bilakis onların hâta ve kusurlarını örtmeli ve kendi hâtalarını görmeli o hâtalardan kurtulmaya gayret etmelidir.

Dâvâ adamı; Riyakârlık (iki yüzlülük) yapmamalıdır.

Dâvâ adamı; Yarınların hiç bitmediğinin idrâki içinde olup, bugünün işini yarına bırakmamalıdır. Bu günün de dünün yarını olduğunu unutmamalıdır.

Dâvâ adamı; Tahriklere kapılmamalıdır. Bilinmelidir ki, küçük tahrikler karşısında sâbırlı olmayanlar büyük dâvâların takipçisi olamazlar.

Dâvâ adamı; Dâvâsı için, dağ ne kadar yüksek olsa da, bir geçidi bulunur düstûruyla hareket edip, dâvâsına yararlı olacak meşru her işi yapma gayretini göstermelidir.

Dâvâ adamı; Çevresini saran çamurlara bakıp ümitsizliğe düşmemelidir, yıllarca sonra bile olsa etrafına saçtığı tohumlarla her yanının gül bahçesine döneceği bir günü sâbır ve güvenle beklemelidir.

Dâvâ adamı; Sâdakâtten ayrılmamalıdır.

Yola çıkan iki dâvâ adamından birisi başkan tayin edilmeli ve diğeri ona tabi olmalıdır.

Dâvâ adamı; Allah’(c.c.)ın emrine uymayanların emirlerine uymamalıdır.

Dâvâ adamı; Gösterişten uzak olmalıdır.

Dâvâ adamı; Adem aleyhhisselam’dan bu yana imânla küfrün mücâdelesi verildiğini idrâk etmeli ve kendisini bu yönde hazırlamalıdır.

Dâvâ adamı; Mü’minlere karşı yumuşak ve şefkâtli, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu olmalıdır.

Dâvâ adamı; Hükmü altında bulunanlara adâletle muamelede bulunmalı, hakkın dışında kişileri memnun etmeye yönelik kararlar vermekten kaçınmalıdır.

Dâvâ adamı; Haksızlığa meyletmemelidir.

Dâvâ adamı; İnsanlarla iyi ilişkiler kurmalı, kendini sevdirmeyi bilmelidir.

Dâvâ adamı; Hayrın dışında çok konuşmamalıdır.

Dâvâ adamı; Dîn düşmânlarıyla merhabalaşıp, tokalaşma(ma)lıdır. ?!

Dâvâ adamı, Sözlerinde durmayan insanlardan uzak durmalıdır.

Dâvâ adamı; Allah’ın (c.c) kâzasına rıza göstermeli, şükretmeyi terk etmemeli, âhireti unutmamalı, kezâ, Allah’ın (c.c) rahmetinden ümidini kesmemelidir.

Dâvâ adamı; Zâlimleri sevmemeli, onların zûlümlerine rıza göstermemelidir.

Dâvâ adamı; Kınayanların kınamasına aldırmayıp, hak dâvâsından taviz vermemelidir.

Dâvâ adamı; Taşıyamayacağı kadar yükü sırtlanmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kimseye borçlu olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Gizli işleri öğrenme merakında olmamalı, kimsenin sırrını sormamalıdır.

Dâvâ adamı; Azla kanaat etmeyi bilmeli, tamahkâr olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Çevresinde olup biten olay ve gelişmeleri iyi tahlil edip, ona göre tavır almalıdır.

Dâvâ adamı; Sâpık mezhepsizlik hareketlerine karşı uyanık bulunmalı, İslâm âlimleri ve dîn büyüklerine kötü söz söylemekten kaçınıp, onları her fırsatta hayır ve rahmetle anmalıdır.

Dâvâ adamı; Siyonist ve Mason tuzaklarına düşmemek için bunların iç yüzünü açıklayan kitapları bulup okuyarak fikir sahibi olmalı, Siyon ve Mason’luğun uzantısı olan Babilik ve Bahailiği de bilip tedbirli olmalıdır.

Dâvâ adamı; Bilmelidir ki; Müslümân’ın Liberal’i, Mason’u, Sosyalist’i, Babi’si, Bahai’si olmaz, bir insan ya Müslümân’dır ya da kâfir. Müslümân yalnızca Müslümân’dır.

Dâvâ adamı; Bilmelidir ki ; Müslümân’ın Müslümân’dan başka dostu ve yardımcısı olmaz.
Ey Türk evlâdı, seninde senden başka dost ve yardımcın yok! Sana yapılan düşmânlıklar Müslümân olduğundandır. Yüz yıllarca İslâmın Sancaktarlığını yapmış olmandandır!

Dâvâ adamı; Kurtuluşun ancak Hakk’(c.c.)ın ipine sımsıkı sarılmakla mümkün olabileceğine imân etmelidir.

Dâvâ adamı; Diğer Müslümân cemaat ve topluluklarla iyi geçinmeli ‘ Mü’minler Kardeştir.’ Emri doğrultusundan hareketle onlara saygı ve dostlukla yaklaşmalıdır. Başkalarının değerlerine sövenler, kendi değerlerine sövülmesinin yolunu açmış olurlar!

Dâvâ adamı; Mücâdele metodunu Peygamber (s.a.v) Efendimizin metoduna uydurmalıdır.

Dâvâ adamı için en büyük rehber, âlemlere râhmet olarak gönderilen, Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizdir.

Dâvâ adamı; Bir cemiyete, bir topluluğa girip çıkarken, selâm vererek girip çıkmalıdır.

Dâvâ adamı; Evlenirken mutlaka temiz ve Müslümân bir hanım seçmelidir.

Dâvâ adamı; Her zaman temiz ve tertipli olmaya azami dikkat etmelidir.

Dâvâ adamı; Varsa kötü huylarından arınmalıdır.

Dâvâ adamı; Fitnelerden ve fitne yerlerinden uzak durmalıdır.

Dâvâ adamı; Allah’ın (c.c) kitabı Ku’rân-ı Kerîm’i iyi okumayı öğrenmeli ve anlamaya gayret etmelidir..

Dâvâ adamı; İslâm akaidini, Peygamberimiz (s.a.v)’in hayatını ve İslâm tarihini öğrenmelidir.

Dâvâ adamı; Zina, faiz, kumar ve içkiden uzak olmalı, açık saçık gazete, dergi, mecmua ve kitapları alıp okumamalı ve bunları evine sokmamalıdır.

Dâvâ adamı; Günâh işleyenlerle beraber olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kimseye haksız ithamda bulunmamalı, hiç kimseye iftirâ etmemelidir.

Dâvâ adamı; Hırsızlık ve rüşvetten uzak olmalıdır.

Dâvâ adamı; İbâdetlerini vaktinde yerine getirmeli, sonraya tehir etmemelidir.

Dâvâ adamı; Hiçbir Müslümân’a zûlmetmemelidir.

Dâvâ adamı; Bir kimsenin bildiği bir ayıbını, başkalarının yanında söyleyerek, o kimseyi başkalarının yanında küçük düşürüp, zor durumda bırakmamalıdır.

Dâvâ adamı; Gücü yettiği nisbette, emr-i bilmaruf, nehy-i anil münkeri (yani iyiliği emir ve kötülüğü yasaklamayı) terk etmemelidir.

Dâvâ adamı; Vakit geçirmek için bile olsa hiçbir oyunu (tavla, dama, okey, kâğıt gibi) oynamamalıdır. Kezâ haram olduğu sabit olan her tür oyundan uzak durmalıdır. Bu tür oyunların oynandığı yerlere de gitmemelidir.

Dâvâ adamı; Dâvete icâbet Sünnet olduğundan, günâh olmayan dâvetlere gitmeli, içkili sazlı sözlü dâvetlere icâbet etmemelidir.

Dâvâ adamı; Bid’atları öğrenip, bid’at işlememeli ve çevresinde bulunanları da uyarmalıdır.

Dâvâ adamı; İfrat (Aşırı gitmek) ve tefrite (Normalden az olmak) sapmamalıdır.

Dâvâ adamı; Taklitçi olmamalıdır. Araştırmacılık ve yenilik, Dâvâ adamının karekteri olmalıdır.

Dâvâ adamı; Korkak olmamalıdır. Korkaklık aslâ Müslümâna yakışan bir hâl değildir. O hâlde, dâvâ adamı Allah’tan(c.c.) başka hiç bir şeyden ve hiçbir kimseden korkmaz!

Dâvâ adamı; Yapacağı bir işin sonunu, ne getirip, ne götüreceğini düşünmeden yapmamalıdır.

Dâvâ adamı; Aklını kullanmayı bilmelidir.

Dâvâ adamı; Tembel olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Tedbirini elden bırakmamalıdır. Biline ki su uyur lâkin düşmân uyumaz.

Dâvâ adamı; Dâvet edilmediği bir yere kesinlikle gitmemelidir.

DÂVÂ ADAMLIĞI, SADECE LÂFLA DEĞİL, MADDİ MANEVÎ FERAGÂT VE FEDÂKÂRLIKLA MÜMKÜNDÜR ANCAK! BOŞ HAMASİ NUTUK ATMAK, DÂVÂ ADAMLIĞININ ÖLÇÜSÜ DEĞİLDİR! İNANDIĞI DEĞERLER İÇİN MADDİ YÜKLERİN AĞIRLIĞINDAN KAÇANLAR, ASLÂ DÂVÂ ADAMI OLAMAZLAR! BÖYLELERİ, ANCAK SÜSLÜ LÂFLARLA, DİKKÂTLERİ ÜZERLERİNE ÇEKMEK İSTEYEN VE O DÂVÂDAN GEÇİNMEKTEN BAŞKA İDEÂLİ OLMAYAN, DESİNLERCİ VE ZAVALLI TİPLERDİR! BU TİPLERİN SÜSLÜ LÂFLARINA İNANIP, SAKIN ONLARA TESLİM OLMAYIN!

BU TÜRLERİN SAMÎMİYETLERİNİ DENEMEK İSTERSENİZ, SİZE BİR İP UCU VERMEK İSTERİM! ONLARDAN FÎSEBİLİLLÂH DÂVÂNIZ ADINA MADDİ BİR FEDAKÂRLIKTA BULUNMALARINI İSTEYİN! BAKIN SİZE KAÇ DEREDEN
KAÇ TESTİ SU GETİTTİRECEKLER!

DÂVÂ ADAMLIĞI KURU KURUYA HAMASET NUTUKLARIYLA AHKÂM KESMEK OLMADIĞI GİBİ, KENDİ NEFSİNDE YAŞAMADIKLARINI BAŞKALARINDAN İSTEYİP, BEKLEMEKTE DEĞİLDİR!

DÂVÂ ADAMI, DÂVÂSINI ÖNCE KENDİ NEFSİNDE TAM ANLAMIYLA YAŞAYAN ÖRNEK VE ÖNDER BİR ŞAHSİYET OLUR, SONRA DİĞER İNSANLARA, HÂL VE KÂLİYLE BU DEĞERLERİNİ YANSITIR VE KABÛL ETTİRİR! İNANIP, YAŞAMADIĞINIZ HİÇ BİRŞEY ASLÂ SİZİN DEĞİLDİR!ONU TEMSİL EDEMEYECEĞİNİZ GİBİ, KABÛLÜNE DE MUVAFFAK OLAMAZSINIZ!

EĞER GERÇEK VE SAMÎMİ BİR DÂVÂ ADAMIYSANIZ, ASLÂ UNUTMAMALISINIZ Kİ, SİZİN TAVIRLARINIZLA İNSANLAR DÂVÂNIZI YARGILAYACAKLARDIR. BU GERÇEĞİ BİRÂN BİLE AKLINIZDAN ÇIKARMAMALISINIZ!

ASLINA VÂKIF OLMADIĞINIZ HİÇ BİR KONUYLA İLGİLİ, DÂVÂNIZ ADINA İNSANLARIN KARŞISINA GEÇİP AHKÂM KESMEYİN! ZİRÂ, SİZİN HATÂ VE YANLIŞLARINIZ, SİZİN ŞAHSINIZLA DEĞERLENDİRİLMEZ, DİREK DÂVÂNIZA
MAL EDİLİRLER!







ÜLKÜCÜLÜK NEDİR ?

İtmek mi, Çekmek mi?

Kucaklamak mı, Dövmek mi?

Uzaklaştırmak mı, Yakınlaştırmak mı?

Nefret ettirmek mi, Sevdirmek mi?

Mü’minlik mi, Münâfıklık mı?

Toplamak mı, Dağıtmak mı?

Isındırmak mı, Soğutmak mı?

Taklitçilik mi, Tahkikçilik mi?

Ferdiyetçilik mi, Toplumculuk mu?

Şahsiyetçilik mi, Şahsiyetsizlik mi?

Toparlayıcılık mı, Dağıtıcılık mı?

Fedâkârlık mı, Bencilik mi?

Senlik-Benlikçilik mi, Bizcilik mi?

Sâdıklık mı, Mürâilik mi?

Nizâm-ı Âlemcilik mi, Âlemcilik mi?

Adamın adamcılıklığı mı, Dâvâ adamcılığı mı?

Teşkilâtçılık mı, Teşkili at cılık mı?


ÜLKÜCÜLÜK NE İSTER?


Feragât mı ister, Menfaat mı?

Yardımlaşma mı ister, Çelme tak mı?

Kaynaşma mı ister, Ayrışma mı?

Kardeşlik mi ister, Düşmânlık mı?

Birlik mi ister, Kargaşa mı?

Zafer mi ister, Hezimet mi?

Kazanmak mı ister, Kaybetmek mi?

Desinler mi ister, Gerçek hizmet mi?

İlim mi ister, Macera mı?

Çağları aşmak mı ister, Koltukları kapmak mı?

Yükselmek mi ister, Düşmek mi?

Yürümek mi ister, Koşmak mı?

Hasretlik mi ister, Kavuşmak mı?

Dışlamak mı ister, İşlemek mi?

Hak mı ister, Batıl mı?

Yalancılık mı ister, Eminlik mi?

Efendilik mi ister, Çakallık mı?

Saidlik mi ister, Şakilik mi?

Kalkınma mı ister, Gerilik mi?

Uyuşmacılık mı ister, Çatışma mı?



İlhami ERDOĞAN
__________________

Kanım Bayraktaki Kırmızı,
Kemiklerim Ay'ı Yıldız'ı,
Kalbim de Tek ALLÂH,
Dilimdedir "Lâ İlâhe İlallâh !"
Fahrettin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-13-2011, 01:58 AM   #2
siyahtakibeyaz
Yönetici
 
siyahtakibeyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 1.986
siyahtakibeyaz is on a distinguished road
Standart

Yazandan da paylaşandan da Allah râzı olsun inşaAllah..

Okudukça yüreğimdeki yangın yerini ferahlığa bıraktı..

Elhamdülillah..
__________________



Dert var Hakk´a götürür; dert var Hakk´tan götürür !
Beyâzî...

siyahtakibeyaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-16-2011, 10:04 AM   #3
direniş
Gedikli Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 150
direniş is on a distinguished road
Standart

yüreğine sağlık kardeşim... varolasın...

selam ve saygılar... uzaklardan...
direniş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:56 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Çeviri : ADMIN
© Ozan İlo Tc. Şiir, Kültür ve Sanât