ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM

Geri git   ŞİİR, KÜLTÜR VE SANAT FORUM > Genel Kültür > Milli Kültür

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-15-2009, 07:04 AM   #1
Ahmet KURT
Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 25
Ahmet KURT is on a distinguished road
Standart Türk Olmak, Türk Kalmak

Anadolu başlangıcından bu güne çok ilginç tarihi olaylara sahne olmuştur. Anadolu’nun ilginçliği gerek coğrafi şartları, gerek jeolojik yapısı, gerekse üstünde barındırdığı çeşitli uygarlıklar döneminde devam etmiş, bu özelliği Türk yurdu olduktan sonra da devam etmektedir.
Bu coğrafyanın en önemli özelliklerinden biri acımasızlığı, diğeri ise sürekli olarak başka milletlerin iştahını kabartmakta olmasıdır.
Çok çeşitli iklim özellikleri ve fiziki yapısı, üstünde yaşayanların hayat tarzlarını coğrafyasına has bir yapıya kavuşturmakta, toplumların alışageldikleri yaşam biçimini değiştirmelerine sebep olmaktadır. Medeniyete beşiklik ettiğini bütün dünyanın ittifakla kabul ettiği vatan toprakları, yapılan arkeolojik araştırmalarla da bu özelliğini daha net bir biçimde ortaya koymaktadır. Uygarlıkların asıl sahipleri, mimarları bu gün ortada bulunmamakta hatta izine bile rastlanmamaktadır.
Konum itibarı ile her ülke bu güzel coğrafyaya hem güzelliğinden, hem de jeopolitik yönden sahip olma düşüncesindedir. Kendi kendine yetebilecek kaynakları itibarı ile çok ender rastlanabilecek bir özelliğe sahiptir. Bu kaynaklar sağlıklı kullanılabilirse belki de dünya siyasetinde ve ekonomisinde çok etkili bir rol oynanması mümkündür.
Kısaca ifade etmeye çalıştığımız bu vatan toprağının özellikleri, hassas bir denge ve güç unsurlarını itina ile kullanmak mümkün olur ise sahibini mutlu ve huzurlu kılmaktadır. Aksi halde zayıf, pısırık, ürkek yapılı topluluklara maalesef mezar olmaktadır. Mezara girenlerden ise en küçük iz bırakmayarak toprağıyla karıştırmakta, yeni efendisine sunmaktadır.
Yine bu topraklar üzerinde yaşayan toplulukların, dünyanın diğer ülkelerinden farklı olarak, hak sahipleri sürekli bir ihanet, gaflet ve soyguna maruz kalmaktadır. Ecdadın kurduğu o muhteşem Osmanlı İmparatorluğu bin dörtyüzlü yıllarda başlayan soygun ve talan fırtınasının etkisine uzun zaman dayanamamıştır. Altı yüz yıl atalarımın hüküm sürmesi, tek hakim olması maalesef bu gerçeği değiştirmiyor. Hem de her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmasına rağmen. Çünkü dünya üzerinde yaşayan bazı milletlerin yurtları ve bu yurtlara sahip olduğu tarihi süreç çok daha uzundur.
Milletleri ayakta tutan ve tarih sahnesinden silinmesini önleyen yegane unsur kültürel değerlerinin varlığına ve yaşamasına bağlıdır. Türk kültürünün yaşaması için birinci faktör dildir. (Türkçe devletin her kademesi ile vatanın her sathında gayet net ve kurallarına uygun bir biçimde kullanılmalıdır. Görsel ve yazılı basın Türkçe yazım kurallarına mutlaka uymalıdır. Eğitim kurumlarında dil bilgisi ve Türk edebiyatının gerektiği biçimde tanıtılması sağlanmalı, Türk çocuklarına öncelikle ana dilleri sevdirilmedir).
Türk dünyası tarihte çok ender rastlanacak bir fırsat yakalamıştır. Ne yazık ki fırsatların değerlendirilmesi pek mümkün olamadı. En azından geçen zamanın Türk milleti lehine kullanılamadığı hepimizin malumudur.
Dilin farklı ifade biçimi olan ağız ve lehçelerin bile ayrılık unsuru olarak kullanıldığı, bu özelliklerinden dolayı aynı soydan gelen insanların farklı milletler imiş gibi gösterilmeye çalışıldığını biliyoruz, görüyoruz şahit oluyoruz. Emperyalist ülkelerin asırlarca birbirinden suni olarak ayırdığı kardeşler bunun faturasını çok ağır ödemektedir. Sözde gelişmiş denilen, aslında tek hedefleri sömürge düşüncesinin kamufle edilmiş şekliyle ortaya çıkan ve şirin görünmeye çalışan batı toplumlarının içimizde ki yardakçıları da onların tezgahlarını sahnelemekle meşgul.
Biraz tarihi bilgisi olanların en azından üzülerek ifade ettiği kapitülasyonların zamanımızda gururla uygulandığına şahit oluyoruz. Her tür yabancı hayranlığının yanında dilde ki hayranlığın çok tehlikeli boyutlara ulaştığı da acı bir gerçek. Türkçe isimlerin yerine yabancı isimlerin konulmasını, iftiharla yanlarında pozlar verilmesini ve hangi gayeye hizmet ettiği meçhul bu davranış karşısındaki sessizliği anlamak için beynimiz zonkluyor, fakat sonuç çıkaramıyoruz. Müstemleke zihniyetinin bu davranışının bazı çevrelerce rağbet görmesi ve batılılaşmanın göstergesi sayılması yanında başka alternatiflerde getirmektedir. Bağımsız bir ülkede eğitim dilinin ana dilden farklı olmasını izah etmek mümkün değildir. Üstelik bu dili kullanmak zorunda bırakılan vatan evlatlarının yüz binlerce genç arasından seçilmesi olayın tehlikeli boyutlarını ifade etmesi bakımından önemlidir.
Son günlerde yaşanan ve kamuoyunu huzursuz eden bizce sürpriz olmayan fakat yine de tedirginliğe sebep olan soygun, vurgun haberleri, devlet organlarının titiz bir takibi, işin boyutlarının çok küçük bir kısmını ortaya koymaktadır. Buz dağının ne kadarının göründüğünü kestirmekte zorlanıyoruz. Öyle zannediyorum ki görünen kısım ancak nokta kadardır. Virgül yahut ünlem işareti kadar görünmeye başlayınca insanlarımın rengini merak ediyorum.
Bu topraklar üzerinde daha önce kurulmuş olan Bizans’ı, Selçukluyu, Osmanlı İmparatorluğunu da aynı soygun düzeni mi yıktı acaba!.. Burada yaşayan toplulukları Anadolu topraklarına aynı sistem mi gömdü dersiniz. Soygun saltanatının ne zaman başladığı veya ne zaman biteceği de önemli değil, asıl önemli olan bu saltanat içinde ki *Nasuh ve *Bitli Rüstem Paşa’ların kimler olduğu, bunlara sıranın gelip gelmeyeceğidir. Eğer o sıra gelirse bunların hal çaresine bakılacak mı?..
Ekonomide yaşanan bu soyguna kısmi de olsa temas edilmiş fakat asıl varlığımızı tehdit eden Türkçe ve kültürümüzdeki yozlaşmanın sorumluları hakkında ne bir araştırma ne de hesap soracak bir merci mevcut değildir. Ekonomik çöküntüleri kısa bir sürede çözebilir, insanlarınızın refah seviyesini yükseltebilirsiniz. Fakat dilini kaybeden bir milleti tekrar tarih sahnesine sokamazsınız. Büyük devletler büyük hedefler tespit etmek, büyük ve kalıcı tedbirler almak zorundadır.




• Rum asıllı Osmanlı sadrazamlarından sadece ikisi
Ahmet KURT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-15-2009, 03:20 PM   #2
Rumeysa Erdoğan
Ozan
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.197
Rumeysa Erdoğan is on a distinguished road
Standart

Çok güzel bir paylaşım.
Emeğinize sağlık.
__________________
'' Yunusca Sevgimizi anlamayanlara , Yavuzca saldırırız ... ''
Rumeysa Erdoğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-15-2009, 03:35 PM   #3
rukiye
Ozan
 
rukiye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 4.773
rukiye is on a distinguished road
Standart

Feyz Dolu Bir Yazı !
Allah Razı Olsun .
Paylaşım İçin Teşekkürler
Selametle . .
rukiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-15-2009, 03:50 PM   #4
Huntürkî
Ozan
 
Huntürkî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara / Bağcılar
Mesajlar: 3.045
Huntürkî is on a distinguished road
Standart

Güzel bir paylaşım
Emeğinize sağlık
__________________
Selam ve Saygılarımla



İlim, ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır ?

Yûnus Emre

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN,ÜSTÜNDEKİ KANDIR !TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR !
SÖZ VATANSA,GERİSİ TEFERRUATTIR !
Huntürkî isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:07 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Çeviri : ADMIN
© Ozan İlo Tc. Şiir, Kültür ve Sanât